![]()
Çeviri: Stavros Karapusuz
Kaynak: https://relatewithkatypark.com/christian-perspective-of-happiness/
Mutluluk, sözlük tanımına uygun olarak, Hristiyan bakış açısıyla karşılaştırıldığında elbette ki anlam bakımından farklılıklar taşır. Hristiyanlığa göre mutluluk sadece Tanrı’dan gelirken yani mutluluğun tek kaynağı Tanrı iken, insani anlamda karşımıza çıkan mutluluk ise çevresel koşullardan etkilenen, değişkenlik gösterebilen bir durumu ifade eder. Örneğin kişinin mutlu olması için sağlığının yerinde olması gerekebilir. Hristiyan bakış açısı, şifanın Tanrı’da olduğunu kabul ederek tüm dertlerinin çözümü için yönünü O’na çevirir. Mutluluğun ölçüsü ve tanımlanabilir olması kişinin yalnızca Tanrı’yla olan ilişkisinde belirlenebilir. Hristiyanlar mutluluğu “sevinçli ruh hali, sevinmek” olarak yorumlama eğilimi taşır. Hristiyan mutluluğunun Tanrı’dan geldiğini göstermek istersek eğer Kutsal Yazılar’ın içeriğine bakabiliriz: «Her zaman sevinin. Durmadan dua edin. Her durumda şükredin. Çünkü Tanrı’nın Mesih İsa’da sizin için istediği budur» (1. Korintliler 5:16-18).
Mutluluk, maddi araçlar ya da kazanç sayesinde oluşan bir durum değildir. Hristiyan olmamız ve dolayısıyla Tanrı’ya güvenmemizle alakalıdır. Hristiyanlar, Tanrı’nın seçtiği ve çağrısına yanıt verip, diyalog kuran insanlar oldukları için mutluluğu da bizzat deneyimlemektedirler. Bu motivasyonla hareket ederek, cennete gidiş için yolları hazırlanmıştır. Hristiyan mutluluğu sonsuzdur. Mutluluk aynı zamanda erdemli bireyleri de yaratıp, motive eder. Kişi Hristiyan olarak yeniden doğduğunda, yeni bir yaşama başladığında kurtuluş sevincine de tanıklık etmiş olur (American Sociological Association, 2008).
Tanrı, en başından beri, yaratılışta insanın mutluluğunu ve mutlu bir yaşam sürmesini amaçladı. Kutsal Kitap’taki Yaratılış kısmında da gördüğümüz gibi Tanrı’nın halkına mutluluk bağışlamak konusundaki niyeti açık. Adem ve Havva cennetteydiler. Mutlu bir yaşam sürevilmeleri için her olanağa sahiptiler. Ancak günahın araya girmesiyle her şey alt üst oldu. Ama yine de Tanrı, insanı günahlarına rağmen sevmeye, ona yakın olmaya ve her seferinde diyaloğunu daha da artırmaya çalıştı. Tanrı, insanların mutlu bir yaşam sürmesini amaçladı ve hatta zamanı geldiğinde, tüm insanlığın mutluluğu için Oğlu’nu bile insanların günahlarının bağışlanması için ölüme gönderdi (Collins, Johnson & Jones, 2000).
Mutluluk, biz sadece ve her şeyden önce Tanrı’yı aradığımız zaman gelir. Hristiyanlar, en büyük mutluluğun Rab İsa Mesih’le yaşamak olduğuna, O’nun huzurunda yaşamanın sevinç getirdiğine inanırlar. Bu, gerçek anlamda bir mutluluğun yalnızca İsa Mesih’in adımlarını izlemekle gerçekleşmesi demektir. İncil açısından Tanrı’yı aramak, O’nun yeryüzündeki iradesini gerçekleştirmek, toplum yaşamındaki mutluluğumuzun teminatını oluşturur. İnsanların belki de kendi arayışları içerisinde mutlu olabilmeleri ya da gerçek mutluluğa dair fikir edinmeleri zordur. Bununla birlikte, İncil açısından (Matta 6:33) öncelik Tanrı’nın Krallığı’nı aramak, O’nun doğruluğunun ardından gitmek … öyleyse her şey kendiliğinden gelecektir. Buna mutluluk da dahil.
Mutluluk, Hristiyanların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde Tanrı’ya duydukları güvenin ve bir gün Tanrı’yı göreceklerine dair olan inancın sonucudur. Hristiyanları motive eden en büyük nedenlerden birisi de göklerde onları bekleyen ödülleri, cennetin sakinleri olacak olmalarıdır. Öldükten sonra bile yaşam bulacaklarını, ruhlarının sakinlik ve huzur içerisinde uyuyacaklarının farkında olmaları yine bu mutluluğun etkenleri arasında yer alır.
Hristiyan mutluluğu içeriden dışarıya doğru hareket eder, bunu sadece teori ya da sözlerle değil ama aynı zamanda eylem, pratik içerisinde de gösterir. Hristiyan mutluluğu sadece kendi mutluluğunu değil, yani bireysel sınırlar içerisinde değil, her zaman için paylaşımcıdır ve çevresindeki insanların da iyiliğini gözetir. Mutluluk, kişinin Tanrı ile ilişkisi derinleştikçe ve de paylaşım arttıkça, doğal bir hal alır (Holden 2007). Tanrı, mutsuz ve karamsar bir kişilikten uzaklaşmamızı ister. Elbette yaşamda, toplumsal alanda zorluklarla karşılaşıyoruz. Okuduğumuz İncil metinlerinde de buna dair ipuçlarını görüyoruz. Belki Tanrı’nın zorluklara izin verdiğini düşünerek hayal kırıklığına kapılabiliriz. Ama unutmayın, her zorluk bizi güçlendirecek ve gerçek mutluluğun, zorluklara, karşımıza çıkan engellere karşı mücadele verirken geleceğini de unutmayalım. Tanrı’nın öncelikle insanların iyiliğini, mutluluğunu istediğini, mutluluğu verecek tek yolun iyi bir imandan geçtiğini de unutmayalım! (Radcliffe, 2005)
Günah, Hristiyan bakış açısından değerlendirildiğinde, Tanrı’yla ilişkinin yaralanmasına, insani duyguların zayıflamasına ve mutluluğun eksilmesine neden olan negatif bir durum olarak kabul edilmektedir. Hristiyanlar, Tanrı’yla dostluğun her zaman mutluluk getirdiğine inanırlar. Günahın Tanrı’dan bizleri ayırdığını hepimiz biliyoruz. Kişi günah işlediğinde Tanrı’nın kendisine verdiği yaşama hakaret etmiş, mutluluğu reddetmiş, lütufları hayatından çıkarmış kabul edilmektedir… Eyüp’ten örnek alabilirsiniz. Tanrı’nın insanı Eyüp, Şeytan ile denenmeyi kabul etti, yaşadığı onca kayıp ve acıya rağmen sabretti, direndi, ancak üstesinden geldi, Tanrı’ya her zaman güvendi, bağlarını koparmadı ve sonuçta mutluluk geldi (McMahon 2006).
Hristiyan mutluluğu sınırsızdır, bir kalıp ya da sınırların içerisine sığmaz, sonsuzdur. Ama bu dünyanın verdikleri her zaman aldatıcı bir renge sahiptir. Çünkü bu dünyada aradıklarınız gelip geçicidir, rengini kaybettiğini zaman değerini de kaybeder. Eğer mutluluğunuzu maddi olanın içerisinde arıyorsanız, maddiyatı kaybettiğiniz zaman mutluluk da elinizden kayıp gidecektir. Hristiyan mutluluğu onun göklerdeki evinde saklıdır. O, sonsuz yaşama kavuşmanın, cennete kavuşmanın hayaliyle ve basit araçlarla mutluluğu bulur. Aziz Pavlus’un Hristiyan topluluklarını zorlukların ortasında bile nasıl cesaretlendirdiğini hatırlayın. Direnme çağrısında bulunurken aynı zamanda mutlu olmalarını da tembihliyordu. İnsanın yaşadığı acılar, zorluklar ve sıkıntılar, mutlu olmasının önünde engel değil, hatta araçtır.
Hristiyan mutluluğu, insanın karşılaştığı her durumda, olumlu ya da olumsuz, acı, hüzünlü ya da neşeli bir anı, ama yaşamının her sürecinde mutlu olması gerektiğini öğretir. Elbette bu öğreti çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Kişinin kayıplar, acılar yaşadığı dönemlerde nasıl mutlu olabileceği tartışıldı. Bu tartışma teolojik ve sosyolojik analizleri de beraberinde getirdi. Bununla birlikte, vurgulanması gerekir ki Hristiyan mutluluğu mantıksal tartışmalardan ziyade insanın manevi yön ve eğilimleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Hristiyanlık mutluluğu, insanın gözlerini kapatıp hiçbir kuşkuya ve korkuya kapılmaksızın her olayda, sadece ışıkta değil ama karanlıkta bile Tanrı’yı araması, bütün umudunu ve sorunlarının çözümünde en büyük destekçisi olarak O’nu bulmasıdır.

