Miras Dergisi

Loading

İmanlıların yaşamsal desteği: Kutsal Ruh

Çeviri: Stavro Kapusuz

Her zaman ürün veren ve canlılığını asla yitirmeyen, dinamizmi asla kaybolmayan, bizzat Mesih’in de kendi yaşam pratiklerinde öğrettiği asma imajından yola çıkarak bedenin üyeleri olarak bir araya geliyoruz.

O’nunla aramızda bağ kuran, bizlere bilmemiz gereken sırları açıklayan, gerçeği öğreten de Kutsal Ruh. Elbette, Kutsal Ruh ile bir tanışma, karşılaşma yaşamak için de yaşamımızın bir açıklık kazanması, sürekli olarak pratikte kendimizi disiplin altına almamız ve eylemlerinin tarafımızca kabul edilebilir olması gerekiyor.

Kilise yaşamımızın disipline olması ve insan doğasının kurtuluşu için yozlaşmış alışkanlıklar ve bilinç karışıklığı yaratan eski düşünceleri terk etmemiz yani yıpranmış giysiyi çıkarmamız gerektiğini biliyoruz. Bu duruma özgün olarak hastalıktan kurtulmak, bir bakıma terapi süreci, şifa bulmak, bir başka ifadeyle de doğamızın geçirdiği değişim evrelerinden bahsediyoruz. Böyle bir terapi adımı ilk olarak, beden alan Tanrı Oğlunun, insan doğasıyla bağlantı kurması sonucu gerçekleşmişti. Artık, insan suretindeki Tanrı Oğlu ile özdeşleşen her birey yeniden doğmayı başarabilir, yani yeni insan olarak varlık gösterebilirdi. Asıl sorulması gereken soru ise, salt olarak sembolik veya etik yönleriyle değil, ama yaşayan varlıklar olarak bireyler Mesih ile nasıl bu anlamda bir temas sağlayacaktı? Mesih’in kendisi bu durumu izah ederken, Havariler ve Kilise Babaları da izlenmesi gereken adımları bizzat analize etmektedir. Mesih’in bedenine teslim edilirken (“bana güvenin”), Kutsal Üçlü birliğin adıyla vaftiz ediliyor Tanrı’nın yeni halkının üyeleri olarak Kutsal Ruhu alıyoruz, “Mesih’in kanını ve bedenini paylaşıyoruz” ve bu haliyle onunla bir topluluk, toplum yaratarak evrensel bir ailenin fertleri haline geliyoruz ve ortak paydada buluşarak, Tanrısallaşmış insan doğamızla Rabb’in Sofrasını kabul ediyoruz: Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda” (Yuhanna 6:56).

Kutsal İbadet  süresince insanlık tarihinin sadece bir dönemine damgasını vurmuş, önemli yer tutmuş olayları zaman ve mekân içerisinde yolculuğa çıkartarak dramatize etmiyoruz ya da geçmişte bir nostaljiye takılarak bir şeyleri yeniden yaşamak, deneyimlemek durumu söz konusu değil ancak sıfırdan yaratılıyoruz ve Yaratılış pratiğinin özünü tekrarlıyoruz. Her seferinde Rabb’in Sofrası bir başlangıç olarak kutlanmaktadır. Pratikte bir önceki Kutsal İbadet  ile bağdaştırılabilir, ama nihai sona ulaşamadığımızdan “finale geçtik” demiyoruz. Hafızamızda tazeleme olarak kaldığından bir sonraki aşamaya geçmek için, yani bir sonraki Kutsal İbadete’e katılım sağlamak için hevesli davranıyoruz. Bir Pazar bir önceki Pazar ibadetinden farklı olacak veya bir sonraki daha farklı anlam ve içerikle yüklü karşımıza çıkacak. Bundan dolayı da hatıralarımız çok yönlü, derin ve daha hevesli kişiler olmamıza öncülük sağlayacak. Çoğu zaman bir sonraki Kutsal ibadet’te ne ile karşılaşacağımız, bizi hangi heyecan verici sürprizlerin beklediğini merak ediyoruz. Yaşadıklarımız ve insan olarak elde ettiğimiz deneyimler, bizleri bireysel varoluşun içinde olmadığımızı ya da kişisel olarak hitap eden bir durumun söz konusu olmadığını, aksine daha çok paylaşmaya teşvik eden, topluluk çatısı altında ve kolektif bir kimlikle refleks sergilediğimizi gösteriyor. 

Her zaman ürün veren ve canlılığını asla yitirmeyen, dinamizmi asla kaybolmayan, bizzat Mesih’in de kendi yaşam pratiklerinde öğrettiği asma imajından yola çıkarak bedenin üyeleri olarak bir araya geliyoruz. Tüm Yaratılışı neredeyse yanımızda taşıyarak gerçekleştiriyoruz tüm hazırlıklarımızı. Bu yaratılışa aynı insan doğamızla, ekmek ve şarap sembolleriyle ifade bulan ve gerçek anlamlarını pratiğe geçirdiğimiz eylemlerimizle yaklaşıyoruz. Ve tüm bunları, bizler de gerçekleşen olayların içerisinde yer edinerek, hatta kendi yaşamsal gerçekliğimizden yola çıkarak ve bir takım roller üstlenerek, Göksel Babanın Mesih’te ve Mesih aracılığıyla gerçekleştirdiklerini, beden alma gizeminin tekrarını hatırlamaya, belki de hissiyat olarak yaşamaya başlıyoruz

Ama Kutsal Ruh, Mesih’in dostları, topluluğu veya halkı olarak bizleri organize bir biçimde bir araya getirmiyor ise o zaman bunlardan hiçbirisinin gerçekleşme durumu da söz konusu olamaz. Başarabilecek potansiyel, imkân ya da gücümüz var çünkü Kutsal Ruh bizimle. Aziz Maksimus’un (Mistagoji) eserinde belirttiği üzere öncelikle terapi olmamız lazım ve sonraki adımda ise insan doğamızı disipline etmemiz gerekiyor. Bu bakış açısından hareketle, Mesih’in neden Kutsal Ruh’un, Yardımcının varlığı hakkında konuştuğunu algılayabiliriz.  

Yuhanna İnciline göre iki farklı kısımda Kutsal Ruh’un Kilise’deki sürekli varlığı Mesih tarafından bildirilmektedir. Ben de Baba’dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek” (Yuhanna 14:16) buna paralel olarak da “Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak” (Yuhanna 14:26), “Baba’dan size göndereceğim Yardımcı, yani Baba’dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, O bana tanıklık edecek” (Yuhanna 15:26). İkincisi gerçekleştireceği eseri betimlediğinden dolayı Kutsal Ruh’un gelişine dair daha özel kısma ilişkin. İfade elbette Ruh’un yayılışı ile bağlanıyor, Tanrı’nın sürekli ve tek ilgisi olarak dünyanın kurtuluş eseri gösteriliyor. Baba, insan doğasını alması ve insana ait olan ne varsa yenilemesi için Oğlunu gönderiyor. Eser, Oğul insan biçimine büründüğünde ve Diriliş ile gerçekleştirilmiş oldu. Ve son adımda ise tarihsel sürecin içerisinde kalması ve Kilise’nin geliştirilmesine yardım etmesi için Baba’dan gelen Kutsal Ruhu gönderiyor. 

Kutsal Ruh’un sürece dahil olması, olayların tarihsel akışı içerisindeki rolü, ödül kazandırmak ya da cezalandırmak kesinlikle değil ama Tanrı’nın istek ve iradesine herhangi bir karşı çıkışın durdurulması için karanlıkta yaşayanları aydınlatmak, insanların yaşamsal beklentilerini Tanrı’nın öncelikleriyle uyumlu hale getirmek. Yani, insan doğasının terapi edilmesi, şifa bulması ve kendisini yenilemesi, daha güçlü bir şekilde yaratılış ile kalıcı barış sağlaması ve günahı, iman eksikliğini ya da kaybını ortaya çıkaracak, böylece yozlaşmış düşünce ve eylemlerden insanın korunma altına alınmasını sağlayacaktı. Şimdi, insan Oğlu olarak Mesih’in kişiliğinde yaratan ile yaratılan ilişkisine bağlanan bizden birisi, gerçek adaleti istenilen bir durum olarak, belki de Tanrı ile ilişkisinde bir restorasyon, iç dinamiklerinde yenilenme yaşayarak her birimizin sürekli ölüme mahkûm edilmekten ve yargıdan kurtularak yenilenmesi ve terapi edilmesi için bir yol açmış olacak. Ayrıca, bu dünyanın hâkim ve egemen güçlerinin sonunun geldiğini görerek, yeniden yaratılan insanlığın, Tanrı ve insanlar arasında yeniden kurulan ilişki ve insan topluluklarının doğuşunu yaşayarak keşfedecek.

Evrensel değerler bağlamında, insanlığın içinde bulunduğu krizler ve tarihsel süreç içerisindeki pratikler hakkında yargılayıcı bir üslup edinerek konuşmamak için hukuki kavramlar ile söylemler geliştirmeyi alışkanlık edindik. Bunun yanı sıra, Kutsal Kitap terminolojisinde “kriz” ifadesinin merhamet, hayırseverlik, adalet gibi insani pratiklere karşılık düştüğünü unutuyoruz. Asıl kriz, gerçeklerin varlığıyla hareket edebilmekdir. Aynı biçimde hâkim görevi üstlenerek yardımcı da yargılama hakkını elinde tutar. Yani “sen yaşamın tarafında mısın yoksa ölümün mü?” sorusunu yönelterek ayrım yapma yoluna gider. Zaten İsa, Tanrı insan olarak aramızda bulununcaya dek, insanların Tanrı’dan ne kadar uzak yaşadıklarını asla fark edemeyeceklerini bizzat vurgulamıştı. (Yuhanna 15:22). Şimdi, içlerinde bulundukları özgün koşullar nedeniyle her bir birey sorumluluk almış görünmekte. Aynı sorumluluk Kutsal Ruh’un varlığıyla da başlamakta. Ben, olması gerektiği gibi sorumluluk sahibi miyim?. Mesih tam da bu noktada bir şeylerin altını çizmek istiyor: Sözlerimi işitip de onlara uymayanı ben yargılamam. Çünkü ben dünyayı yargılamaya değil, dünyayı kurtarmaya geldim” (Yuhanna 12:47).

Tanrı bilgisine ya da Tanrı hakkındaki bilgilere, zihinsel yorumlama gücüyle veya entelektüel bilgilerle yaklaşım sağlanamaz ama Tanrı ile insan ilişkisi olarak yorum getirilebilir. Bilgi, tamamen ilişkiler aracılığıyla ortaya çıkmaktadır. Bu demek değildir ki, zihinsel yorumlama gücü ve çalışmalar hatta zihniyetler, Tanrı’nın bilinmesi yönünde olumlu çalışmıyorlar ama bunların çalışma metodunu alt yardımcılar olarak kabul etmeliyiz. Kısmi ve mükemmel bilgi arasında ayrım yapan ilk elçilerden Aziz Pavlus’un örneğiyle çağrışım yapmak için: Şimdi her şeyi aynada silik bir görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman, bilindiğim gibi tam bileceğim” (1. Korintliler 13:12).

Mesih ile aramızda derin bağlar oluşmasını sağlayan Kutsal Ruh, Rabb’in Sofrası ile kendisini tanıdığımız ve yaşamına ortaklık ettiğimiz Mesih’i zamanı geldiğinde gerçek anlamda bir karşılaşma yaşamamıza da aracılık edecek. Bu bireyler aracılığıyla yayılan değil ama bireylerin bizzat katılarak deneyimlediği ve yaşadığı, mistagojik (mistagog, başkalarını mistik inançlara başlatan bir kişi ve bir inanç sisteminin kutsal gizemleri hakkında bilgi sahibi olan bir eğitimci veya kişidir.) karaktere sahip, insanların Mesih’i keşfetmesine rehberlik eden eylemler. 

Sonuç olarak Mesih’i ders gibi çalışarak ya da akademik bir metin inceler, araştırır gibi öğrenmiyorsunuz, ne insanların gözünde saygın kabul edilen lütuflar aracılığıyla veya yeryüzünde Mesih’i taklit (Mesih’e benzemek) ederek değil, ne de iyi ve doğru kabul edilen eylemler sayesinde ama Kutsal Ruh’a kendimizi bir yönüyle teslim edilmiş kabul ederek. O’nunla aramızda bağ kuran, bizlere bilmemiz gereken sırları açıklayan, gerçeği öğreten de Kutsal Ruh. Elbette, Kutsal Ruh ile bir tanışma, karşılaşma yaşamak için de yaşamımızın bir açıklık kazanması, sürekli olarak pratikte kendimizi disiplin altına almamız ve eylemlerinin tarafımızca kabul edilebilir olması gerekiyor. Buna paralel olarak Kilise, “Kutsal Ruh’un Kiliseye dair bütünleyici tüm organik bağları içerisine aldığı” görüşünü kabul eder. 

Dimitri Mavropulo

Yorum Ekle

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek dergimizle ilgili son güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.