![]()
Umut, esenlik, sevinç ve sevgi. Bunlar Doğuş Bayramı (Noel) öncesi, dört hafta boyunca üzerinde durduğumuz temalar. Bu döneme de Advent deniyor. Advent döneminde bu dört konuyu işleme sebebimiz, kendimizi gelmekte olan doğuşa, İsa Mesih’in doğuşuna hazırlamaktır. Ve bu dört önemli konu da bizim doğuş ile ilgili doğru bir bakış açısına sahip olmamız için son derece önemlidir.
Özellikle batıda, Noel yani Doğuş Bayramı, yani Christmas, maalesef gerçek anlamından çok uzaklaşmış durumda. Noel dönemi İsa Mesih’in doğuşu ile Tanrı’nın yeryüzüne vermiş olduğu armağanın kutlandığı dönem olduğu halde, batıda yerini insanların birbirlerine hediyeler aldığı, farklı tarzlarda kazakların giyildiği, çok güzel bir şekilde süslenen evler, sokaklar ve gösterişli ağaçlara bıraktı yerini. Tabi Hristiyanlar olarak, biz de bu uygulamaları yapıyoruz. Ama aynı zamanda, Doğuş Bayramı’nın içerisinden doğuşu da çıkarmıyoruz. İşte advent de bunu uygulamanın yollarından bir tanesi. Gelişini beklediğimiz bu dönem advent dönemi oluyor.
O’nun gelişi çağlar öncesinden beri biliniyordu ve bununla ilgili de büyük bir beklenti vardı. O’nun gelişi defalarca kez detaylı bir şekilde peygamberler tarafından müjdelenmişti. Hangi soydan geleceğinden, nerede doğacağına kadar neredeyse her türlü detay verilmişti. O’nun doğumunu bütün yaratılış bekliyordu. Tanrı’nın insanı yaratması ve insanın Tanrı’ya itaatsizlik ederek günah işleyip Kutsal Olan’dan uzak düşmesi ile, Tanrı’nın insana olan sevgisinden dolayı, insan için hazırladığı kefaret planı gerçekleşecekti. O’nun gelişi insan ile Tanrı arasındaki kopan bağı onaracaktı. O’nun gelişi, insanı esiri olduğu günahtan özgürleştirecek ve tekrar insanın Tanrı ile bir olmasının yolunu açacaktı.
İşte bu yüzden bütün yaratılış O’nun gelişini beklemekteydi. Ve aynı bizlerin de bir bebeğin gelmesini beklediğimiz gibi bir bekleyişti bu. Nasıl oluyoruz bebek beklerken? Daha önce çocuk sahibi olanlar bilirler. Çok büyük hazırlıklar yapılır. Doktorlara gidilir. Bebeğin gelişimi sürekli kontrol edilir. Bebeğin kıyafetleri, banyosu, şampuanı, hastane çıkış seti, burnunu temizlemek için kullanılacak aparatlar, başka şeyler hepsi alınır. Doğumun olacağı hastaneye gidilip yollar öğrenilir. Hatta hangi durumda nasıl aksiyon alacaklarını öğrenmek için, doğumun olacağı hastanedeki çalışma prensipleri bile öğreniliyor bazen. Anne babalar, onlardan daha önce anne baba olan arkadaşlarıyla, kendi anne babalarıyla konuşurlar. Bazıları internetten araştırma yaparken bazıları online veya yüzyüze eğitimler alırlar. Yani kısacası büyük bir araştırma ve eğitim süreci oluyor ve bebek büyük bir heyecanla bekleniyor.
Sonra bebeğin gelişi yaklaştığında sürekli tetikte bekleniyor ve bebek geldiğinde de herkese haber salınıp bebeğin gelişi büyük bir coşkuyla herkes tarafından kutlanıyor. Hediyeler alınıp bebeğe ve ailesine veriliyor, anne baba tebrik ediliyor.
Bundan iki bin yıl önce de çağlar boyunca beklenen, bütün yaratılışın O’nun aracılığıyla var olduğu, bütün dünyanın günahlarını ortadan kaldıracak olan Tanrı Kuzusu’nun doğumuyla ilgili de böyle hazırlıklar vardı, değil mi? Bebeğin doğacağı yerden, ebesine kadar; doğduğunda giyeceği kıyafetlerden evlerindeki düzene kadar her şey hazırdı, değil mi?
“Onlar oradayken, Meryem’in doğurma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu. O’nu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa yer yoktu.” Luka 2:6-7
Maalesef öyle olmadı. Bütün yaratılışın sahibi olan Tanrı’nın, sanki beden alıp yeryüzüne inmesi yeteri kadar alçalmak değilmiş gibi, bir kralın oğlu olarak bir saraya gelmedi. O, kundağa sarılıp bir yemliğe yatırıldı. Çünkü handa yer yoktu.
Tanrı, yeryüzüne verdiği en büyük armağanı bu şekilde vermeyi seçmişti. Ve sonrasında da bebeğin doğum haberi Tanrı tarafından duyurulmuştu. Krallara, yöneticilere, ünlü kişilere değil. Çobanlara…
“Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı. Rab’bin bir meleği onlara göründü ve Rab’bin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar. Melek onlara, “Korkmayın!” dedi. “Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size, Davut’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih’tir. İşte size bir işaret: Kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız.” Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı’yı överek, “En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun, Yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara Esenlik olsun!” dediler. Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, “Haydi, Beytlehem’e gidelim, Rab’bin bize bildirdiği bu olayı görelim” dediler.” Luka 2:8-15
“Çobanlar, işitip gördüklerinin tümü için Tanrı’yı yüceltip överek geri döndüler. Her şeyi, kendilerine anlatıldığı gibi bulmuşlardı.” Luka 2:20
Bir de gökte O’nun doğuşunun habercisi olan yıldızı gören Yıldızbilimciler vardı. Bir Kurtarıcı doğduğunu, bir Kral’ın doğduğunu bilen Yıldızbilimciler, O’na hazinelerinden armağanlar verdiler. Doğuş Armağanı karşısında yapılabilecek tek şey belki de kendi sahip oldukları hazineden armağanlar vermekti.
“Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular. Eve girip çocuğu annesi Meryem’le birlikte görünce yere kapanarak O’na tapındılar. Hazinelerini açıp O’na armağan olarak altın, günnük ve mür sundular.” Matta 2:10-11
Mesih İsa’nın gelişi, Tanrı tarafından, yıldız bilimcilere ve çobanlara bildirilmişti. Ama aynı zamanda, bu haberi almamış olan ama O’nun gelişini uzun zamandır bekleyen kişiler de vardı. Şimon ve Anna adındaki bu iki kişi, bana Tanrı’nın vaatlerini yerine getireceğine dair imanın, O’nun planının gerçekleşeceğine dair olan sadakatli imanın nasıl olması gerektiğini çok net bir şekilde gösteriyor.
Kutsal Kitap, Şimon’un doğru ve dindar bir adam olduğunu ve Kutsal Ruh’un onun üzerinde olduğunu söylüyor. Ve Mesih’i görmeden ölmeyeceği ona Tanrı tarafından bildirilmişti. Kutsal Ruh yönlendirişi ile tapınağa geldiğinde ise, Bebeği gördü. O’nu kucağına aldı ve Tanrı’ya şükretti.
“Ey Rabbim, verdiğin sözü tuttun; Artık ben, kulun huzur içinde ölebilirim. Çünkü senin sağladığın, Bütün halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu, Ulusları aydınlatıp Halkın İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı Gözlerimle gördüm.” Luka 2:29-32
Anna ise, çok uzun yıllar boyunca dul kalmış olan, kendini, tapınağa, duaya, tapınmaya adamış bir kadındı. Gece gündüz Tanrı’ya tapınan, kendini duaya ve oruca adamış olan, tapınaktan hiç ayrılmayan Anna, Bebeği görünce Tanrı’ya şükrederek, Yeruşalim’in kurtuluşunu bekleyen herkese İsa’dan söz etmeye başladı. (Bkz. Luka 2:38)
Mesih İsa’nın doğduğunu gören ve O’nun kim olduğunu bilen herkes O’na tapındı ve Tanrı’ya övgüler sundu. İsa Mesih’in Tanrı’nın yeryüzüne gönderdiği bütün yaratılışın beklediği armağan olduğunu biliyorlardı. Ve bu bilgi karşısında kayıtsız kalamadılar. O’na tapınıp O’nun müjdesini herkese anlattılar.
Mesih’in hizmet ettiği günlerde, O’nun çarmıh üzerindeki ölümü ve dirilişi sonrasında, ve bugün 2000 yıl sonra da, O’nun kim olduğunu bilen, O’nun müjdesini duyan herkes hala aynı tepkiyi vermekte. Bu da, O’na tapınmak, O’nun müjdesini herkese anlatmaktır.
Elçilerin başına gelen de buydu. Her türlü tehdite rağmen, dayanmak zorunda kaldıkları bütün acılara rağmen, bundan vaz geçmediler. Tehdit edildiklerinde, zindanlara atıldıklarında, işkence görüp taşlandıklarında ve hatta öldürüldüklerinde bile…
Vaz geçmediler. Çünkü doğuş gerçeğini biliyorlardı. Ve bütün tehditlere verecek tek bir cevapları vardı: “Tanrı’nın önünde, Tanrı’nın sözünü değil de sizin sözünüzü dinlemek doğru mudur, kendiniz karar verin. Biz gördüklerimizi ve işittiklerimizi anlatmadan edemeyiz.” Elçilerin İşleri 4:19b-20
‘Biz gördüklerimizi ve işittiklerimizi anlatmadan edemeyiz.’
Elçiler de çobanlar gibi, yıldız bilimciler, Şimon, Anna gibi, Bebeğin doğumuna, Kurtarıcı’nın gelmiş olmasına, Tanrı’nın müjdesinin gelmiş, vaadinin gerçekleşmiş olmasına kayıtsız kalamadılar. Bizim de kayıtsız kalamadığımız müjde işte budur. Kurtarıcımız doğdu. Mesih doğdu. Ve O doğduğu için, advent döneminde andığımız bu dört önemli şeyi tekrar hatırlıyoruz.
Umudumuz var çünkü Kurtarıcımız doğdu. Esenliğimiz var, çünkü Kurtarıcımız doğdu. Sevincimiz var çünkü Kurtarıcımız doğdu. Ve sevgimiz var çünkü önce O bizi sevdi.






Yorum Ekle