Miras Dergisi

Bilgelik, Kutsal Ruh’un Armağanıdır

Loading

Hristiyan yaşamında her şey, hem erdemler hem karizmalar, bir armağandır. Kutsal Ruh’un kendisi, Tanrı’nın insanlara verdiği mükemmel bir armağandır.

Kilise Babaları, bu armağanın tamamını alan tek kişi konumundaki İsa’nın üzerinde duran Kutsal Ruh’tan çokça bahsetmiştir. Ancak artık imanla gerçekleşen vaftiz yoluyla bu armağan tüm Hristiyanlara iletilir. Ve Ruh’un bu armağanı, Yeşaya 11,1-3’teki metne göre, her inananda yedi farklı şekilde kendini gösterir. Kutsal Ruh, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve dindarlık ruhu, RAB korkusu ruhudur. Bu yedili, insana insanlığı kapsayan tüm boyutlarda ulaştığında, onu Mesih’in mükemmelliği gibi mükemmel kılar.

Bu nedenle Ruh, mümindeki mevcudiyeti ve eylemiyle, müminde onunla derin bir yakınlık uyandıran “içsel bir öğretmendir” (“Ruh’tan doğan ruhtur”, Yu 3,8); öyle ki, mümin hem “Ben” demeye devam edebilir hem de kendisinde hareket edenin Ruh olduğunu teyit edebilir. Oysa, Ruh’un ilk armağanı özgürlüktür, çünkü “Rab’bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır” (2 Kor 3,17); sevgi özgürlüğü; Hristiyan kişinin sevmesini engelleyecek hiçbir şeye köle etmeyen bir özgürlük. Ruh’un onda bulunmasının amacı, onun kendiliğinden iyiliğe yönelmesini ve böylece Baba’nın çocuğu olarak hareket etmesini sağlamaktır. Bu nedenle Ruh, yapılacak iyiliği görmek için anlayışımızı aydınlatarak ve bunu başarma isteğimizi talep ederek, içsel olarak bizi

Mesih’e uydurur: O zaman, Aquinalı Thomas’ın “Kutsal Ruh’un içgüdüsünden” bahsederken, Tanrı’nın lütufla insanın kalbine dokunarak kendisine yönelmesini sağlayan bir içsel içgüdüyü açıkladığını anlıyoruz. Bu ifadeyle, içimizdeki ilahi eylemin oldukça mahrem karakterini ve aynı zamanda bu eylemin tatlılığını ve yumuşaklığını ifade etmeye çalışır. Böylece, Ruh’un yüreklerine dokunmasına izin verenlerde, Tanrı’yı görmek ve Tanrı’ya göre hareket etmek için bir elverişlilik, bir kendiliğindenlik ortaya çıkar. Bazen düşündüğümüzün aksine, Kutsal Ruh’un armağanları erdemlerin ötesine geçmek değildir.

Bunlar daha ziyade onun mükemmel ifadesidir: Kalbimizi alışılmış ve kalıcı bir şekilde Tanrı’nın kalbinin tüm titreşimlerine akortlayan, kamaşan gözlerimizi ilahi ışığa alıştıran, bizi Kelamın çoklu armoniklerine duyarlı kılan şeydir. Bilgelik Armağanı Tüm teologlar ve ruhaniler bilgelik armağanından, Kutsal Ruh’un armağanlarının en büyüğü ve bir bakıma ruhsal yolculuğun tacı olarak bahseder. 17. yüzyılda Jean de Saint-Thomas ya da 17. yüzyıldan Cizvit Lallemant veya Saint-Jure gibi bu noktada onu takip eden spiritüel yazarların tümü, Bilgeliğin armağanını “ilahî şeyleri yargılama” yeteneği olarak gördüler. Bu ifadenin işaret ettiği şey, durum her ne olursa olsun inancı hakikatten ayırt etme kapasitesi; her şeyi Tanrı’ya havale ederek, inancın sırlarındaki hakikatlere isabetli bir bakış açısıyla yaklaşmanın imkânı ve bunun da Ruh’un özel eylemi altında gerçekleşmesidir.

Buradaki Ruh, imanın aydınlattığı akıl ile karıştırılmamalı, ruha her şeyi Tanrı’nın anladığı gibi anlamasını, her şeyi Tanrı’nın gördüğü gibi görmesini sağlayan bu Ruh olarak anlaşılmalıdır. Jean de Saint-Thomas bunu şöyle ifade etmiştir: “Bilgelik armağanı bizi doğru bir şekilde yargılamaya yönlendirir ve bu, ruhun Tanrı’yla birleştiği özel devinim sayesinde, kutsal şeylerle belirli bir doğallık ve bunları deneyimleyen belirli bir tat ile Kutsal Ruh’un ilhamını çabucak takip eder.” Bu tür bir dil bize kesinlikle pek tanıdık gelmez; bizim bilgelik armağanını, “Kutsal Ruh’un ilhamından” kaynaklanan ve lütfun güzel bir çiçeği gibi olan Tanrı ile ruhsal bir birliğin meyvesi olarak iletildiğini düşünmemizi ister. Saint-Jure, bu bilgeliği, kendi hastalığı hakkında derin bir bilgiye sahip olduğu için doktoru dışarıda bırakan hasta bir kişiyle karşılaştırarak, Ruh’tan gelen Bilgelik armağanından bahseder. Lallemant ise, bilgelikten hoşlanan bir kişinin, “biri akıl yürütmeyle oluşturulmuş, diğeri Tanrı tarafından ilham edilmiş iki önermeyi de anladığında, hangisinin Tanrı’dan belirli bir ilişkiyle geldiğini bilerek, bunları hemen ayırt edecektir (…); Tıpkı, şeker yemiş bir kişinin şekerin tadını diğer tatlıların tadından kolayca ayırt etmesi veya bir hastanın hastalığının semptomlarını deneyimle ve hissederek, doktorun bilim yoluyla erişebileceğinden daha iyi bilmesi gibi” diye açıklar.

Bilgelik armağanı, Tanrı’yı lezzetli bir biçimde bilmektirLallemant şöyle yazar: “Bilgelik armağanı, Tanrı’nın, niteliklerinin ve gizemlerinin lezzetli bir bilgisidir (…); bu bilgiden, bazen bedene kadar uzanan ve ruhun içinde bulunduğu mükemmellik ve saflık durumuna göre daha az ya da daha çok olan lezzetli bir tat ortaya çıkar.” Yanılmayalım: Lallemant mükemmellik ve saflıktan, yani Tanrı’nın ruhta yansıdığı ve onunla birleştiği ruhun Tanrı’ya karşı şeffaflığından söz eder. Ruhta “çekicilik ve tatlılıkla dolu” bir Tanrı bilgisini yayan bu ruhsal yakınlıkta, manevi yaşamın zirvesindeyiz. Buradaki en uygun kelime tatlılıktır, “çünkü ruh bir kez zayıflıklarından ve rehavetinden iyileştiğinde, çok sağlıklı olduğunda, Tanrı’yı ve ilahî şeyleri kendine aitmiş gibi hiç tiksinti hissetmeden veya daha önce hissettiği zorluklar olmadan tadar”.Bilgelik armağanını aldığımızda, artık bölünmüş değilizdir. Bilgelik armağanı sayesinde iyiliğin tadı, kötülük yaptığımızda Tanrı’nın içimizde bıraktığı acı tada hiç de uymayan çok özel bir tattadır. Ve ne yazık ki kötülük yapmakta ısrar edersek, iyiliğin tadını çabucak kaybederiz.

Oysa sadece iyilik yapan huzur içinde yaşar.Bu yazıdaki araştırmamız artık sona eriyor, ancak yine de, olmazsa olmaz iki ana noktayı vurgulamamız gerekiyor: • Birincisi, bilgelik armağanı bizi Tanrı’nın lezzetli bilgisiyle tanıştırırken, aynı zamanda bize bir yaşama sanatını doğurduğunu da hatırlatır. Ve bu, Mesih’in yaşama sanatının tam aynısıdır. Ruh bizi Tanrı’nın bilgeliği olan Mesih’e uyumlandırır ve bize her şeyi O’na göre anlamamızı, deneyimlediğimiz her şeyde O’nun varlığını ve eylemini ayırt etmeyi öğretir. Tanrı’nın lezzetli bilgisi, bizi Mesih’teki sevgi aracılığıyla tüm insan gerçekliğine, dünyanın tüm gerçekliğine açar. Hristiyan olan kişi, bilgelik armağanıyla dünyayı Mesih’in bakışıyla karşılar ve onu iyiliksever sevgisiyle sarar. • İkinci nokta, Hristiyan bilgeliğinin dünyanın gözünde tam bir kepazelik ve delilik olduğunu ve bilgelik armağanının içine girdiği Tanrı bilgisinin, varlığı ve çağrısı yoksullar ve mazlumlarda fark edebildiğimiz, ve fakir ve itaatkâr Mesih’e uygun olarak birlikte komünyona girdiğimiz mütevazı bir Tanrı’nın bilgisi olduğunu unutmamaktır. Böylece Hristiyanlar, dünyevî bilgeliği alçaltmak için kendini yok eden Çarmıha gerilmiş birinin öğrencileridir.

Bernard Pitaud

Teolog

Yorum Ekle

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek dergimizle ilgili son güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.